Eğitimciler ve eğitimle ilgilenen herkes için düzenlenmiş olan setler ile kendinizi bir adım daha ileri taşıyacaksınız. VCD’ler tüm öğretmenleri ilgilendiren genel konular üzerine yapılmış. Arayıp da bulamadığınız birçok konu ile ilgili eğitimler, bu VCD’lerde. Setin tamamını izlediğinizde, büyük bir kütüphaneyi tek başınıza okuyup bitirmiş gibi hissedeceksiniz kendinizi. kpss ye hazırlananlara,Eğitim fakültesi öğrencilerine, Öğretmenlerimize ve ilgililere şiddetle tavsiye ederiz! Toplam 14 Gb civarında eğitim seti upload edilmiştir. Toplam eğitim süresi 48 saattir.
Yazarı: Aylim Yıldırar
Bazen beklemediğimiz bir anda biri gelir, tutar elimizden tutar; çıkarır bataklığın soğuk kollarından. “Kim kim!” dersiniz bu, karşılıksız fedakar kahraman? Alışkın değilsiniz böyle bir sevilmeye?... Gözlerimi kapattığımda çoğu zaman, kahramanların melekler olduğunu düşündüğüm bir hikayeyi yaşarım. Yaşadıkça da bir kez daha ölürüm Öğretmenimin anısına…

Sen bir güldün, bizler gonca: biz açıldık gül olduk; sen kanınla renk kattın.
Okul özlemiyle yanıp tutuşurken çıktı karşıma öğretmenim. O, mum oldu, bizler pervane. Bize korkmadan dönmeyi öğretti etrafında. Okulumu ve öğretmenlerimi seviyordum. Onlarla adeta başka bir aleme doğru yol alıyor, bu alemin hazlarıyla yoğruluyordum.
Babamın iyi bir işi vardı. Geliri de bizi geçindirmeye yetiyordu. Ancak o, her gün parasını har vurup harman savuruyordu. Annemse kanaatkar ve fedakardı. İki kardeştik. Ben ne kadar okulu seversem, kardeşim o kadar kaçmak isterdi okuldan.
Okula gitme yaşım geldiği halde, evde okuldan söz edilmezken, köye yeni atanan öğretmen Hızır gibi yetişti imdadıma. Alaattin Öğretmen; eve kadar gelmiş, anne ve babamı ikna etmeye çalışmıştı. Hatta okul masrafımı bile karşılamaya söz vererek ikna etmişti babamı. Beni asıl cezbeden, her biri ayrı şehirden gelmiş, çoğu görevine yeni başlamış genç ve fedakar öğretmenlerimdi. Onların konuşmaları, davranışları beni kendime bağlar, onlar gibi olacağımı hayal ederdim. Bu kasabadaki öğretmenlerimiz tek meşalemizdi. Hele Alaattin Öğretmenim; sanki öğretmen olmak için yaratılmıştı.
Her gün okula erkenden gelir, etrafında topladığı öğrencileriyle vakit geçirir; bir mum gibi ışığını etrafına yansıtırdı. Birçok öğretmenin görevine başlamadan istifa ettiği Silvan’a, Alaattin Öğretmen koşa koşa gelmiş, kısa zamanda bizden biri olmuştu. Günün büyük bölümünü öğrencilerine ayırırdı. Sevgili öğretmenim hepimizin gönlünü nasıl fethetmişti? Hepimiz onun gibi olmak istiyorduk.
Uzun bir kıştan sonra bahar yüzünü göstermişti. Tatil olunca öğretmenimiz bir süre memleketi Samsun’a gider, ailesini ziyaret ederdi. Nihayet okullar kapandı. Karnelerimiz iyiydi. Batman’dan kalkan otobüs Silvan’da mola vermiş Alaattin Öğretmeni de yolcularla beraber almıştı. Onu yolcu etmeye gittiğimizde, bize tatilimizi nasıl geçirmemiz gerektiğini anlatmıştı. Gazete ve kitap okumayı ihmal etmememiz gerektiğini tembih etmişti. Öğretmenimizin
gidişiyle kalbimiz buruk, boynumuz bükük kalmıştı. Kitapları öğretmenimizin dediği gibi değiştirerek okuyor, gazete almaya pek para bulamadığımızdan, eski gazeteleri okumakla yetiniyorduk.
Koyunlarımızı otlaktan getirip ağıla sokarken annemin yaptığı nefis gözlemeleri yemek için acele ediyorduk. Annem gazetelerin arasına sarmıştı gözlemeleri. Tam gözlemeyi yerken gazetenin üstünde bir fotoğraf dikkatimi çekmişti. Ne kadar da Alaattin Öğretmene benziyordu. Merakla haberi okumaya başladım. Diyarbakır’dan Samsun’a gitmekte olan otobüs, Elazığ yakınlarında durdurulmuş, yolculardan beş tanesi acımasızca kurşuna dizilmişti. Bunlardan biri de Alaattin Öğretmendi.
Gözleme parçaları boğazıma dizilmişti. Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülüyordu. Uçurumun kenarında uzanan eli kaybetmenin korkusuyla yapıştım gazete parçalarına. Şehit olmuştu öğretmenim.
Şimdi biz sensiz ne yapacaktık? Nasıl aldılar seni bizden?
Tutunduğum dal çatırdamadan kopmuştu. Dünya sessiz sedasız başıma yıkılmıştı. Ah öğretmenim sen benim için ne mübarek varlıktın. Ben seninle yeniden doğmuştum. Seninle okuduk, seninle yazdık; ah öğretmenim sensiz hayat belki devam edecek; ama hep bir mısrası eksik kalacak şiirin. Artık seni yaşamak istiyorum her öğrencide.
Öğretmenim biz tomurcuktuk, sen güldün. Yaşatacağım senin filizlerini. Yemin ettim, ant içtim… Kaldığın yerden devam etmeye.
Zor benim için öğretmenliği anlatmak
Hani şairin dediği gibi;
Kelimelerin yetmediği yerde,
Duyguların dile gelmediği anlarda,
Yaşamak gerekir.